Öncelikle genel olarak kitabın anlatımı çok hoş. Akıcı ve aradaki blog yazıları çok çok çok ama çok güzel. Ana karakterimiz Penny yani Pen'in de blog açması ve oraya kendi düşüncelerini ve yaşadıklarını yazması çok hoş. Ama sanırım benim Pen'i çok sevmemin bir nedeni daha var. Çünkü benim yapmak istediğim ya da yaptığım çoğu şeyi o da yapıyor. Mesela fotoğrafçılıkla ilgileniyor ve ben bunu çok yapmak istiyorum. Mesela bog'u var benim de var. Benim "panik atak" gibi bir sorunum yok ama olsun.
Pen ile aralarındaki ve "Blake" yüzünden çıkan kavgada ona baya baya gıcık hatta sinir olmuştum. Hatta hatta Blake ve Noah'ın boğazlarını sıkmak istemiştim. Ve tabi ki de sonra Alex'in Elliot için verdiği partide Noah'ın turnesi varken yine de partiye gidip sahnede şarkı söylemesi (hatta yanlış hatırlamıyorsam "Sonbahar kızını" söylemişti), karavanda onu ağırlaması, Blake'i gruptan atması ve Dean'ı dinleyip onu kovması beni tekrar geri kazanmasını sağladı.
"VE SPOİLER BİTER..."
En çok nefret ettiklerim kesinlikle Blake ve Megan. Bilmiyorum ama Megan'a bir türlü alışamadım. Benim için hala gıcık ve iğrenç birisi ve bu konuda Elliot'a katılıyorum. Blake'e zaten söylenecek söz yok. En sevdiklerim yani favorilerim ise tabi ki de Penny, Elliot ve Tom. Tom'a kitapta çok yer verilmese de ona ayrı bir sempatim var.
Kitabın dış görünüşüyle alakalı bir şey söylemem gerekirse birinci kitabın tasarımını ve rengine aşık olduğumu ama ikinci kitabın kapağından ve renklerinden nefret ettiğimi söyleyebilirim.
Onun dışında söylenecek ve spoiler içermeyen şeyler yok denecek kadar az olduğundan ve bunun benim ilk kitap yorumum olduğundan burada bitirelim bence. Yeni kitaplarda ya da filmlerde kaybolmak üzere, şimdilik hoş çakalın!
😁😄😆😍
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder