8 Ekim 2017 Pazar

Reçel


 Size çok güzel ve önemli bir haberim var. Ama bu haberi söylemeden önce merhaba, nasılsınız? Ben bomba gibi bir yaralı kahveyim. Daha uzatamayacağım söylüyorum... bir bebeğim vaaar! Şok oldunuz değil mi? Aslında sanki insan bir bebeğim olduğunun haberini veriyormuşum gibi yapacaktım ama hayır... o bir pandaa! Ve adı da Reçel. Şuraya bir yere fotoğrafını koyacağım:

 Çok tatlı değil mi? Şaka bir yana açıkçası buna " Aaa... ne güzel bir muhabbet kuşu..." diyenler olacak ama hayır bu bir muhabbet kuşu değil. Benim güzel Reçel'im bir forpus papağanı "Ama bu minnacık!" diyorsunuz belki ama bir de gagasını görün. Yaralı kahve dememin sebebi de buydu zaten. Şu an baş parmağımda yara bandı var ve beni baya ısırdı ama çok kuvvet uygulamadan.
 Şimdi ben forpus papağanım olsun çooook istiyordum ve çok fazla araştırdım. Anneme söyledim. "Bak aney, ben bi forpus istiyom, her şeyini ben alcam her şeyini ben temizliycem bla bla filan, annnnnne noluuuur?" annem de "Yani babana sor." dedi. Ben o kadar uğraşıyım anlatayım annem desin "babana sor" of neyse... Ben de babama sordum ve aramaya başladık. Annem bir hayvan dükkanında bir adama sormuş ve adam da hayvan dükkanlarında forpus bulunmadığını (çoğunlukla) ve sadece özel yetiştiricilerden bulabileceğimizi soylemiş. Annem ile babam yine bir ihtimal diye yine arıyorlardı. Aynı zamanda kuzenim de çok yardımcı oldu. Ben de sosyal medyadan araştırmaya başladım ve bir sayfa buldum. Biz iletişime geçtik falan sonra bize neler almamız gerektiğini söylediler,bizim her şeyimiz tamamdı. Almamıza birkaç hafta kala bir mesaj geldi ve bütün yavruların öldüğünün haberini aldık. Tabi ben çöktüm. Ama dakikalar geçmeden babam odama gelip yeni bir yer bulduğunu söyledi. Ağlayayım mı güleyim mi bilemedim tabi.
 Sonra sonunda 30 Eylül  cumartesi günü Reçel'imi almaya gittik. Saat 6'da kalktım ve yemek yiyemedim bile. Sonra babamla Avrupa'dan Asya'ya gittik. Kuşumu alıp eve geri döndük.
 Ve benim canım Reçel'ime şu an yeni şeyler öğretiyorum. Eskiden elimden korkan ve nefret eden canım, şimdi elime geliyor. Ona el sıkışmayı da öğrettim. Ve başka şeyler de öğreteceğim.
Sizlerle bu mutluluk kaynağımı paylaşmak istedim. Yeni rüyalarda ve reçel kavanozlarında görüşmek üzere...

1 Ağustos 2017 Salı

-Yaş On Yedi- Kitap Yorumu

 Hep çok beğendiğim kitapların yorumunu yazıyorum. Bu gün de farklı olsun istedim.

 Yazar        :      İpek Ongun
Kitap Adı :       Yaş On Yedi
Ödüller     :       Hiç Ödül Yok
Yayın evi  :       Artemis Yayınları

Kapak Arkası:

"Yaş On Yedi pembe ve bomboş romantik hayalleri değil, orta sınıftan gelen gençliğin gerçek durumunu ele alıyor. Bu kitabın hem aile hem de okul yaşamındaki sorunları gerçeklikle, ama umutsuzluğa kapılmadan, sağlıklı bir yaklaşımla veren,
 aslında ağırbaşlı olmakla birlikte gülmece öğelerini de önemseyen, gerek edebi, gerek eğitici değeri yüksek, tüm gençlerin ilgisini uyandırabilecek bir roman olduğuna inanıyorum."


Prof. Mîna Urgan

 Benim yorumuma gelirsek, ben bu kitabı bu yıl TÜYAP'dan almıştım. Onunla birlikte "Bir Genç Kızın Gizli Defteri" serisinin bende olmayan diğer kitaplarını  ve "Hayat Gençken Daha Mı Zor?" kitabını almıştım. Tabi sadece İpek Ongun'un kitaplarını okumak beni baymıştı ve başladığım "yYaş On Yedi" kitabını da yarıda bırakmıştım. Şimdi okul tatile girdi ve ben tatile gitmeyenler için en kötü şeyleri yaşıyorum. Hem internet yok denebilecek kadar yavaş hem de okuyacak kitabım kalmadı... derken birden "Yaş On Yedi"yi gördüm ve neden olmasın dedim. Ama sanırım okumasam daha iyi olurdu. Belki çok büyük heves ve yoklukla saldırdığım dandır kitaba ama isteklerimi hiç karşılamadı.
 Ben daha çok dram unsuru beklerdim ama istediğim kadar yoktu. Belki biraz canice ama senin annen ölmüş ve sen hiçbir şey olmamış gibi davranıyorsun. Benim hatırladığım kadarıyla annesi çoğunlukla sadece gözleri doluyordu ve neredeyse onun için hiç ağlamadı. Babasının bu tepkisi onu  sarsmıştı ama onunla hiç konuşmayı denemedi, denese bile hemen vazgeçti ki bu hiç adil değil. Babası görüldüğü üzere bir yardım eli arıyordu ve bunu ona vermedi. Verebilirdi bence. Belki farklı düşünüyorsunuz ama bence öyle. Aynı zamanda Serdar'la çok az vakit geçirdi. Sonunu da zaten okuyan biliyor. Ben açıkçası daha değişik bir hikaye çizgisinde ilerlerdim. Bence kitapta eksikler var. Ben daha fazla Serdar, daha fazla çaba, birazcık daha fazla dram ve çok daha arkadaşlık ilişkisi isterdim. Evet zaten arkadaşlık ilişkisi var ama mesela onların yanında ağlaya-bilmeliydi. Hep kendini tutuyormuş gibi geldi. Ağlamak zayıflık değildir o yüzden arkadaşlarıyla bu konuyu gönül rahatlığıyla konuşa bilmeliydi. Arlarında daha fazla güven olmalıydı ve kesinlikle içinde bu eşitlik konusu karıştırılmamalıydı. Eğer eşitlik hakkında gerçekten bir şey yazılırsa güzel yazılmalıydı. Erkek karakterler ( Eşref ve Volkan ) hep kadınların güçsüz olduğunu vurguluyordu arkadaşları da ( hep kızlar diye yazılmış ) karşı çıkarak bir nevi kamu spotu yapılıyordu. Ama keşke bunu yaparken arkadaş grubundan birileri seçilmeseydi çünkü bu konular Eşref ve Volkan'dan soğumama yardımcı oldu. Onun dışında başka bir şey kalmadı. Benimle aynı fikirde olmayanlar olabilir ve ben buna saygı duyuyorum. Yalnızca hep sevdiğim kitapların yorumunu yaptım ve benim beğenmediğim kitap tektükdür. Ben de arasından hem yeni okuduğum hem de çok sevip yazım dilini de beğendiğim bir yazarım olduğu için yazdım. Her neyse Yeni kitaplarda alabora yapmak üzere kitapla kalın... 


-İçimdeki Müzik- Kitap Yorumu

 Artık (yapabilirsem) her pazar bir kitap yorumu gelecek. Hayırlı olsun diyerek başlayabiliriz o zaman. Unutmadan sesi kısılmadan bana şarkılar söyleyen(!) Shawn Mendes ve Melanie Martinez' e de çok teşekkür ederim. Bu sefer kendimi tutup hemen yoruma geçeceğim.

Yazar        :      Sharon M. Draper
Kitap Adı :      İçimdeki Müzik
Ödüller     :      48 Ödül
Yayın evi  :      Timaş Yayınları

Kapak Arkası:
11 yaşındaki Melody'nin fotoğraf ik hafızası vardır. Kafası bir kamera gibi gördüğü her şeyi kaydeder. Ve "stop" düğmesi yoktur. Okulun en zeki çocuğudur ama bunu kimse bilmez... Çünkü Melody konuşamaz, yürüyemez ve yazamaz... Ama bir gün bir mucize olur! Melody kafasının içindeki sesi keşfeder... 
Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız? 
İngiltere'nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. 
" Cesur, sürükleyici ve samimi bir hikâye." -School Library Journal- "Gözü kara ve gerçekçi..."
 -Kirkus Review " - İlham verici! Bu hikâye hepimizi birer aktivist haline getirebilir." -Booklist-


 Gelelim kitabın yorumuna... Öncelikle beni çok etkiledi. Empati duygumu körükledi. Duygu yüklü bir kitaptı. "Biz neleri kafamıza takıyormuşuz." dedirtti gerçekten. Daha 11 yaşında olan bu kızın yaşadıkları gerçekten çok kötü. Ama tabi Melody cesur, güçlü ve çok akıllı bir kız. Ve bunların altından kalkabiliyor.
 Melody doğuştan Spastik ikili kuadripleji yani beyin felcidir. Konaşamıyor, yürüyemiyor hatta yemeğini bile yiyemiyordur. Fakat Melody okulun en akıllı kızıdır ve bundan kimsenin haberi yoktur. Melody her gördüğü şeyi beyninde depolar ve muhteşem bir hafızası vardır. Ve aynı zamanda kelimelerin tatları bulunduğu duygunun rengini görebiliyor. Sonunda Melody'e yardımcı olabilecek birşey bulunuyor. O da Medi-Talker. İşte böyle Melody:nin ne kadar akıllı olduğunu öğreniyorlar ve onu bir yarışmaya sokuyorlar...
 Eğer bundan sonrasını söylersem bütün heyecanı kaçacağı için burda bırakayım. Gerçekten sonlarında çok üzüldüm. Bunu ona nasıl yaparlar? Her neyse dediğim gibi burda bırakıyorum. Sizi seviyorum. Başka hayal dünyalarına yelken açacağımız yeni kitaplarda görüşmak üzere, kitaplarla kalın...



30 Temmuz 2017 Pazar

-FanGirl- Kitap Yorumu

 Upuzun bir aradan sonra yazmaya birden heveslendim. Neden olduğunu bilmemekle bir de hoşuma gitti. Yoksa yazar mı oluyorum? Şaka şaka. Neyse uzatmayı severim ama kısa keselim burayı çünkü hemen bu muhteşem kitabın yorumunu yazmak istiyorum. Kitabımız FanGirl!!!
 Belki çok sevdiğim bir insanın hediye almış olmasındandır bilmem ( bu arada çoooooook teşekkür ederim. Hem bana küpe alarak annemi mecbur bırakmış hem de beni çok güzel bir yolculuğa çıkartan  bu kitabı almış olduğun için. Ve en önemlisi yengem olduğun için❣ )  kitabı büyük hevesle okumaya başladım ve iyi ki de okumuşum. Zaten bana bir arkadaşım önermişti hatta biraz ısrar etmişti. Bu önerisi için gerçekten çok teşekkür ederim. Aynı zamanda bu yazıyı yazarken şarkılarını telefonumdan esirgemeyen Shawn Mendes'e de. Kendimi yine tutamadım ve uzattım. Ama olsun sonuç olarak başlıyoruz. Dikkat spoiler kraliçesi geliyor demeden bırakmam ama.
Hikayemiz, kitabımızın baş karakteri FanGirl yani Cath ve ikizi Wren
'nin üniversiteye girişiyle başlıyor. Cath ve Wren inanılmaz bir Simon Snow hayranı. Onun posterleri tişörtleri vb. her şeyleri var. Tabi Cath'in biraz daha fazla. Her zaman birlikte olan kardeşler Wren'nin isteğiyle ayrılıyor ve farklı yurt odalarında kalıyorlar. Cath daha içe kapanık ve yalnızlığı seven biri. Kız kardeşi ise tam tersi.Gece hayatına bayılıyor. Sosyalliği çok seviyor. Cath ise kantine bile gidemiyor.
 O kadar ki ayrılmaz ikililer seyrek seyrek konuşmaya başlıyor hatta kavga edip aralarını bozuyorlar. Ama tabi asıl hikaye bu iki kardeşin hayatı değil. Daha ilk günden kendini gösteren Levi ile Cath arasında geçiyor. Levi herkesin mutlu olmasını isteyen ve daima gülümseyen uzun boylu sarı saçlı birisi. Cath'in oda arkadaşının çok yakın bir arkadaşı ve neredeyse her gün odasına uğruyor. Cath arkadaşı olduğu için geldiğini düşünüyor ama Levi... (Çok fazla spoi verdim olamaz!) Ben bütün hikayeyi anlatıyorum ya. Of neyse Cath' den bahsedelim biraz. Dediğim gibi çok sıkı bir Simon Snow hayranı ve fan hikayeleri yazıyor. Kendisi bir FanGirl. FanGirl'ü şöyle açıklayabilirim. Hikayedeki bazı şeyleri değiştirerek yazıyor. Yani eğer karakter başka seçimler yapsaydı. İşte o diğer seçenekleri yazıyor. Ve hayal gücü serbest. İlk başlarda küçük bir hayran kitlesi iken binleri geçti ve çok büyüdü.  Sonuç olarak en az spoiler vermeden bu kadar yazabilirim herhalde. Okuyan okumayan herkese çok teşekkürler. Sizleri seviyorum. Okumaktan vazgeçmeyin deyip yeni yazılı yolculuklarda görüşmek üzere, hoşça kalın...

29 Mart 2017 Çarşamba

"Kül"-Kitap Yorumu

 Herkese uzun bir aradan sonra merhabalar,
 Açıkçası sınavlar, okul vb. nedenlerden dolayı uzun zamandır yazamıyordum. Ama bu sona erdi. Ve benim hayran kaldığım ve ikinci kitabını sabırsızlıkla beklediğim bir kitabın yorumunu yazıyorum! Kitap beni kendine aşık etti bakalım sizin de öyle mi?
 Öncelikle şunu belirteyim bu kitabı okuyalı çok oldu ve büyük ihtimalle bazı yanlışlarım olabilir ama kusura bakmayın. 
Kitapta iki kişinin gözünden anlatılıyordu ve tabi ki de benim karakterim belli. DAX! Madden'i sevenler alınmasın ama ona ilk başlarda gıcık oldum. Kitabın sonlarına doğru alıştım ve ona da hak vermeye başladım ama bu onun biraz egoist olduğu gerçeğini değiştirmez.
 Tamam belki biraz açık sözlü davranıyorum ama olsun.
Kitaptaki tek üzüldüğüm nokta Madden'in asıl kaderinin sistemi yıkmak Dax'in ise yediler bakanlarından biri olmasıydı. Keşke yerler değişebilseydi çünkü ne Madden'a kuralları yıkmak ne de Dax'a kurallara uymak yakışıyor. Daha sadece birinci kitap basıldı ama yinede nefis bir seri olacağa benziyor.
 Bu seferde kısa *SPOİLERSİZ* bir yorum yazayım dedim.
 Yeni kitaplarda ya da filmlerde kaybolmak üzere, şimdilik hoş çakalın!
 😁😄😆😍

6 Ocak 2017 Cuma

"Çevrimiçi Kız"- Kitap Yorumu

 Herkese merhabalar, bugün "Çevrimiçi Kız" kitap yorumuyla karşınızdayız. Bence başlayalım!
 Öncelikle genel olarak kitabın anlatımı çok hoş. Akıcı ve aradaki blog yazıları çok çok çok ama çok güzel. Ana karakterimiz Penny yani Pen'in  de blog açması ve oraya kendi düşüncelerini ve yaşadıklarını yazması çok hoş. Ama sanırım benim Pen'i çok sevmemin bir nedeni daha var. Çünkü benim yapmak istediğim ya da yaptığım çoğu şeyi o da yapıyor. Mesela fotoğrafçılıkla ilgileniyor ve ben bunu çok yapmak istiyorum. Mesela bog'u var benim de var. Benim "panik atak" gibi bir sorunum yok ama olsun.
Onun dışında farklı karakterlerden bahsetmek gerekirse "Noah"  yani "MUHTEŞEM ROCK TANRISI" yani "Brooklyn delikanlısı" ama benim en sevdiğim ismiyle "muhteşem rock tanrısı"(biraz uzun ama olsun kullanacağım.) Açıkçası çok çok çok ama çok sevimli, tatlı ve samimi bir karakter olduğunu söyleyebilirim. Ama ikinci kitaptaki                            "DİKKAT SPOİLER İÇERİR!
 Pen ile aralarındaki ve "Blake" yüzünden çıkan kavgada ona baya baya gıcık hatta sinir olmuştum. Hatta hatta Blake ve Noah'ın boğazlarını sıkmak istemiştim. Ve tabi ki de sonra Alex'in Elliot için verdiği partide Noah'ın turnesi varken yine de partiye gidip sahnede şarkı söylemesi (hatta yanlış hatırlamıyorsam "Sonbahar kızını" söylemişti), karavanda onu ağırlaması, Blake'i gruptan atması ve Dean'ı dinleyip onu kovması beni tekrar geri kazanmasını sağladı.
                                                              "VE SPOİLER BİTER..."
 En çok nefret ettiklerim kesinlikle Blake ve Megan. Bilmiyorum ama Megan'a bir türlü alışamadım. Benim için hala gıcık ve iğrenç birisi ve bu konuda Elliot'a katılıyorum. Blake'e zaten söylenecek söz yok. En sevdiklerim yani favorilerim ise tabi ki de Penny, Elliot ve Tom. Tom'a kitapta çok yer verilmese de ona ayrı bir sempatim var.
 Kitabın dış görünüşüyle alakalı bir şey söylemem gerekirse birinci kitabın tasarımını ve rengine aşık olduğumu ama ikinci kitabın kapağından ve renklerinden nefret ettiğimi söyleyebilirim.
 Onun dışında söylenecek ve spoiler içermeyen şeyler yok denecek kadar az olduğundan ve bunun benim ilk kitap yorumum olduğundan burada bitirelim bence. Yeni kitaplarda ya da filmlerde kaybolmak üzere, şimdilik hoş çakalın!
 😁😄😆😍

                                                                                   

4 Ocak 2017 Çarşamba

Merhaba Blogger!

Merhaba Blogger!
 Herkese merhabalar, bu benim ilk blog yazım ve bu yazıda kendimi ve ne yapacağımı anlatmak istiyorum.  Öncelikle kitaplara aşık ve yazı yazmayı çok seven bir kızım. Meslek seçimim olarak da asıl mesleğimin yanında ayrıca bir yazar olmak istiyorum. Kitap yorumları okumayı çok sevdiğim için ben de bir blog açmaya karar verdim.
 Bu blog'da da kitap yorumları, önerileri ve kitap ile alakalı olan her şey olacak. Ama aynı zamanda film yorumları ve önerilerine de yer vermeye çalışacağım. Oldukça aktif olmaya çalışacağım. Yeni kitaplarda ya da filmlerde kaybolmak üzere, şimdilik hoşçakalın!
😁😃😆😍

Bunlara da bakmak ister misiniz:

Mucize - Spoiler-

       Bundan önceki yazımda “Mucize” ile ilgili düşüncelerimi sizlere aktarmıştım ve belki spoilerlı bir inceleme de yapabilirm demiştim. Ş...